Cemil KILIÇ - İlahiyatçı Yazar - Muhammedî İslam'ın Tebliğcisi

1 MAYIS FARZDIR!

14 Temmuz – 21 Temmuz 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal’de kabul edilen bir öneri ile dünya çapında işçi sınıfının; “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmaya başlanan 1 Mayıs, bir nevi modern kölelik düzeni olan işçiliğin haklarını genişletme ve her çeşit haksızlığa karşı mücadele ve direniş günüdür.

Bu içerik 01 Mayıs 2018 01:22 tarihinde eklendi ve 2.053 kez okundu
1 MAYIS FARZDIR!

1 MAYIS FARZDIR!

14 Temmuz – 21 Temmuz 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal’de kabul edilen bir öneri ile dünya çapında işçi sınıfının; “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmaya başlanan 1 Mayıs, bir nevi modern kölelik düzeni olan işçiliğin haklarını genişletme ve her çeşit haksızlığa karşı mücadele ve direniş günüdür.

O yıllardan bugüne gelinceye değin dünya, sınıf mücadelesinde çeşitli aşamalardan geçti. Kapitalist Blok ile Sosyalist Blok kutuplaşmasının gerginliğinde soğuk savaş dönemi yaşandı. SSCB’nin dağılmasıyla reel sosyalizmin başarısızlığı, sınıfsal mücadelede yeni yol ve yöntemleri doğurdu. Kapitalist dünyadaki işçi sınıfı ile sosyalist dünyanın ilişkileri ve sosyalist dünyanın kendi iç çelişkileri üzerinden Ortodoks Marksizm de dâhil olmak üzere pek çok sosyalist tez keskin bir biçimde sorgulandı. Marksizm ve türevlerinin kesin olarak mağlubiyetini ilan edenler de oldu.

Öte yandan Marksizm ve pek çok türevinin reel dindarlık düzleminde din karşıtı genel yapısı, sınıfsal mücadeleyi din perspektifinden sınıf lehine okuma çabalarını büyük ölçüde engelledi. Özellikle İslam’ın doğuş yılları itibariyle sosyal bir mücadele hareketi olduğu gerçeği yeterince işlenmedi.

Sosyalist mücadele nasıl bir evrim geçirirse geçirsin, bu noktada geçmişte neler yaşanmış olursa olsun, sosyal sınıfların varlığı ve sınıflar arası mücadele tarihsel ve toplumsal bir gerçekliktir.

Ezen – ezilen, sömüren- sömürülen ayrışması tarihin geldiği aşamada çok şiddetli bir biçimde yaşanmaya devam etmektedir. Gelir dağılımı adaletsizliği, dünya nimetlerini paylaşmadaki ağır çarpıklık, açlık noktasına varan yoksulluk ve onun karşısında refah toplumlarının varlığı, küresel çapta hala bir sınıfsal mücadele bayrağının yükseltilmesi gereğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Ezilen ve sömürülenlerin, şimdiye değin egemenler tarafından kendi lehlerine kullanılan din gerçeğini keşfetmeleri zaruridir. Dinin sosyalist / toplumcu yorumunun olabilirliği, sanılanın aksine egemenci yorumunun imkânından daha geniştir. Dinin, Ortodoks Marksist terminoloji çerçevesinde bir üst yapı kurumu olarak top yekûn bir biçimde olumsuzlanmasının, reel sosyalizmin başarısızlığına katkı veren önemli etmenler arasında olduğunu söylemek gerçekten çok mu anti sosyalist bir izahtır?

Kanımca İslam özelinde, din faktörü, sınıfsal mücadele yararına yeniden yorumlanmalıdır. Kaldı ki bana göre bu, bir yeniden inşa çalışması da değildir. Egemenler tarafından üzeri örtülen bir gerçeğin üstündeki örtünün kaldırılmasıdır. Evet; din yani İslam, özü itibariyle zaten bir sınıf mücadelesi olarak doğmuştu. Zira Hazreti Muhammed’in çağrısına / İslam’a ilk koşanların genel karakterinin ezilenler olduğu tarihsel bir gerçektir.

İslam köle tüccarlarına karşı köleleri savundu. Varsıllara karşı yoksulları savundu. Kim bunun tersini ileri sürebilir? O halde buradan hareketle ifade edelim ki İslam, bugün de zenginlerin değil fakirlerin yanındadır. İslam, bugün de patronların değil işçilerin, emekçilerin yanındadır.

İslam’ın kutsal kitabı olan Kur’an’da; “İnsan için ancak emeğinin karşılığı vardır!” (Yıldız Bölümü 39. Söz / Necm, 39. Ayet) denildiğini kim gizleyebilir? Bu ifadenin aslında; “insanı insan yapan en önemli şey, onun emeğidir,” ilkesini ortaya koymak anlamına geldiğini kim  

Kur’an’ın pek çok ayetinde yoksullara yardımdan, paylaşımdan (infak), ihtiyaçtan fazlasının mutlaka dağıtılması gerektiğinden (Söz gelimi, Dişi Sığır Bölümü 215. Ve 219. Sözler / Bakara 215 ve 219. Ayetler), servet biriktirmenin yanlışlığından (Uyarı Bölümü 34 - 35. Sözler / Tevbe Suresi 34- 35. Ayetler) bahsettiğini sınıfsal mücadele açısından yeni bir okumaya tabi kılmamız gerçekten elzem değil midir?

Hazreti Muhammed’in Medine’ye göçten hemen sonra Mekkeli Müslümanlarla Medineli Müslümanları mal ortaklığını da kapsayacak biçimde kardeş ilan ederek neredeyse protososyalist bir toplum inşa etmeye çalıştığını yeniden değerlendirmemiz gerekmiyor mu?

O halde sömürüye karşı mücadele günü olan 1 Mayıs’a katılmak ve 1 Mayıs’ı kutlamak, sınıfsal bir görev olmakla birlikte onu teyit edici bir biçimde aynı zamanda dinsel bir yükümlülük de değil midir?

Evet, 1 Mayıs’ı kutlamak, mücadele bayrağını yükseltmek, salt sosyalist ve sınıfsal bir tavır değil aynı zamanda İslamî bir mesuliyettir. İslamî bir mesuliyet olması demek, bir diğer ifadeyle her mümin için farz hükmünde bir emir demektir.

Ey Müslüman, 1 Mayıslarda ve sair günlerde sömürüye karşı mücadele bayrağını yükseltmeye sen de omuz ver ki,“fitne kalkıp din yani düzen yalnız Allah’ın” olsun! Zira Allah; “fitne yani sömürü ortadan kalkıp din yalnız Allah’ın oluncaya dek onlarla savaşın!” (Enfal 39. Ayet) diyor. Onlardan kastın hakkın üstünü örtenler olduğunu, yani haksızlık yapanlar olduğunu, bir diğer ifadeyle sömürenler demek olduğunu anlamalısın!

Eğer bunu anlar ve sınıfsal mücadeleye katılıp cihada yani sömürüye karşı yapılan savaşa destek olursan, aslında Allah’ın dinine destek olmuş olursun. Bil ki islam’ın cihat dediği mücadele birilerinin ileri sürdüğü o çirkin mukâtele değil tam tersine sömürüye karşı yapılan her çeşit eylemdir.

Allah cihat etmemizi istiyor. Zira o bu şekilde, “yeryüzünde mustazafları / ezilenleri / sömürülenleri egemen kılmak istiyor.”(Kasas Suresi 5. Ayet)

Eğer Allah’a ve onun elçisi olan devrimci Muhammed’e iman edenler, bismillah deyip sınıfsal mücadele bayrağını kararlılıkla açarlarsa işte o gün; “zalimler/ ezenler/ sömürenler, nasıl bir devrimle devrilip gideceklerini göreceklerdir.”( Şuara Suresi 227. Ayet)

Bilelim ki, zulme sessiz ve tepkisiz kalandan, sömürüye umarsızlık (çaresizlik) içinde boyun eğenden Müslüman olmaz, olamaz! Zira İslam bir itaat dini değil isyan dinidir!

O halde her zaman haykıralım:

1 Mayıs kutlu olsun!

 

CEMİL KILIÇ

İLAHİYATÇI YAZAR

 

 

 

Yorumlar (0)
Ad Soyad * Güvenlik *
Diğer Makaleler Tümü
31 Mart Seçimleri ve Kültürel Müslümanlık

Cemil Kılıç yazdı 20.4.2019 10:38:40

31 Mart Seçimleri ve Kültürel Müslümanlık

Gerçek şu ki 31 Mart seçimlerinde dinsel değerlerin istismarı sanılandan da daha çok etkili oldu. Kitleler ekonomik kriz

ŞEYTANIN EVLİYASI

Cemil Kılıç yazdı 17.4.2019 10:52:25

ŞEYTANIN EVLİYASI

Evliya denildiğinde Türkçede hemen akla olumlu bir mana gelir. Hatta evliya olmak herkesin harcı değildir, şeklinde bir

İSLAM'A KURULAN PUSU

Cemil Kılıç yazdı 19.3.2019 21:38:50

İSLAM'A KURULAN PUSU

İslam Hakk’ın son dinidir. İslam; adalet, barış ve kardeşlik dinidir. İslam; iyiliği egemen kılma ve kötülükle tavizsiz

DAYANIŞMA GECESİ...

Cemil Kılıç yazdı 5.3.2019 12:43:58

DAYANIŞMA GECESİ...

İSTANBUL EĞİTİM İŞ 3 NOLU ŞUBEDEN ÇAĞRI... "Dayanışma ve Moral Gecemize Davetlisiniz. " Akit' in hedef göstermesi i

KUR'AN OKUYAN KİŞİ NE KAZANIR?

Cemil Kılıç yazdı 2.3.2019 13:29:19

KUR'AN OKUYAN KİŞİ NE KAZANIR?

Kur’an okuyan kişi her şeyden önce din adına ahkâm kesen sözde ulemanın dinsel bilgi üzerine kurduğu tekeli parçalar. Di

DİNDEN DÖNME: RİDDE VE MÜRTED!

Cemil Kılıç yazdı 31.1.2019 20:35:16

DİNDEN DÖNME: RİDDE VE MÜRTED!

Yüksek bir duyarlılık ve kararlılıkla belirtmeliyiz ki, egemen İslam fıkhındaki yani şeriattaki irtidada / dinden dönmey

ARAPÇA GÜNÜNÜ KUTLAMAK YAHUT TÜRKÇEYE İHANET!

Cemil Kılıç yazdı 26.12.2018 23:40:37

ARAPÇA GÜNÜNÜ KUTLAMAK YAHUT TÜRKÇEYE İHANET!

Türkiye’de Emeviliği esas alan ümmetçi çevreler öteden beri din üzerinden bir Arabizasyon politikası yürütüyor. Bu aslın

TÜRKÇE EZAN İSLAMÎ BİR UYGULAMADIR

Cemil Kılıç yazdı 23.11.2018 21:22:28

TÜRKÇE EZAN İSLAMÎ BİR UYGULAMADIR

Cumhuriyet döneminde 18 yıl ezanın Türkçe okunması İmamı Azam Ebu Hanife’nin fetvasını esas alan İslamî bir uygulamadır.

TÜRK SÜNNİLİĞİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

Cemil Kılıç yazdı 16.11.2018 07:43:04

TÜRK SÜNNİLİĞİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

Sünni tabiri; sünnete uyan demektir. Sünnetten kasıt da çoğunluk ulemaya göre Hazreti Muhammed’in uygulamaları, sözleri

HAZRETİ MUHAMMED'İN OKUMASI VE YAZMASI

Cemil Kılıç yazdı 4.11.2018 14:24:04

HAZRETİ MUHAMMED'İN OKUMASI VE YAZMASI

Hazreti Muhammed’in okuma yazma bilip bilmemesi meselesi, İslam teologları ve doğubilimciler için çok önemli bir konudur